Trakya Sondaj

Çevre Bilinci

ÇEVRE BİLİNCİ

Trakya sondaj olarak temel amacımız, faaliyet gösterdiğimiz tüm lokasyonlarda çevreye “Sıfır Zarar” vermektir. Bu amaca ulaşmak ve sürdürülebilir bir gelecek için ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine hizmet etmek adına;

  • Çalışmalarımızda potansiyel çevresel etkilerini işin başında değerlendiriyoruz,
  • Çalışmalarımızda, belirlenen etkiler için yeterli azaltmaları göz önünde bulundurarak planlıyoruz, ilgili ulusal standart ve mevzuata uygun bir şekilde organizasyonel risk ve fırsatları tanıyoruz,
    Gerektiğinde ilgili taraflara eğitim sağlar ya da onlara danışıyoruz,
  • Enerji yönetimi ve emisyonları, doğal kaynak su tüketimi, toprak yönetimi ve emisyonları, atık yönetimi, biyoçeşitliliğin korunması, iklim değişikliği ve karbon ayakizi konu başlıklarını göz önünde bulunduruyoruz.

 

 

 

YERALTI SUYU BİLİNCİ

İnsanoğlunun suya duyduğu gereksinim ilk çağlardan günümüze artan bir eğilim göstermektedir. Bu nedenle insanoğlunun en çok ihtiyaç duyduğu su kaynağı olan yeraltısuları, insan etkinliklerinden etkilenen ve en çok korunması gereken gizli kaynaklardır. Yeraltısularının karşı karşıya olduğu tehlikelerin önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmalar belirli disiplinlerin bir arada kullanılması gereğini doğurmuştur. Jeoloji ve hidrojeoloji bilimi onu anlamamıza, ekoloji bilimi ekosistemlerle ilişkilerinin ortaya konmasına, kimya bilimi içindeki bileşenleri görmemize olanak sağlarken istatistik bilimi de onu yorumlamamıza yardımcı olmaktadır. Bu disiplinlerin eşliğinde sistemli bir şekilde yürütülen çalışmalarla yeraltısularını anlamak ve anlamlandırmak kolaylaşmaktadır. Bu sistemli yaklaşım birçok stratejik belgede, standartta ve direktifte hayat bulmuştur. Su ortamlarının ve su kalitesinin korunması hedeflerine yönelik bütüncül bir direktif olan Yeraltı suları Direktifi ’nin bu belgeler arasında önemli bir yeri vardır.

 

İLGİLİ DİREKTİF

Yeraltısularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında 2006/118/EC Sayılı Konsey Direktifi (Yeraltısuları Direktifi-YSD), “yeraltısuları değerli doğal kaynaklardır” sözü ile açılışını yapmakta ve “yeraltısularının bozulmaya ve kimyasal kirliliğe karşı korunması” gereğinin altını çizmektedir. İlgili yerel mevzuata bakıldığında 23/12/1960 tarihli 10688 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yeraltısularına yönelik hazırlanmış ilk yasal düzenleme olan Yeraltısuları Kanunu’nda yeraltısularının “yeraltındaki durgun veya hareket halinde olan bütün sular” şeklinde tanımlandığı görülmektedir. YSD’de kendisine atfedilen bu değer, yeraltısularının varoluşu gereği yerin altında kendine saklanma alanı bulmuş olmasının yanında, günümüz koşullarında suya duyulan gereksinimin artmasında da yatmaktadır. Suyun canlılar için ve canlıların bulunduğu her ortamda taşıdığı bu önem, onu insanlığın üzerine savaşlar verdiği bir ürün haline getirmiş ve değerini arttırmıştır.

 

İnsanoğlunun suya duyduğu gereksinime bakıldığında ilk çağlardan günümüze bir değişiklik olmadığı, aksine giderek artan bir eğilim gösterdiği söylenebilir. İnsanoğlunun yerleşik hayata geçişi, su kaynakları etrafında toplaşıp kendilerine yaşam alanı kurmaları ve ardından avcı-toplayıcı yaşam tarzını terk ederek kendi yiyeceklerini üretme etkinliği anlamını içeren tarımı benimsemeleri, belki de su kaynaklarının düzenli tüketiminin ilk örnekleri sayılabilir.

Toplumlar, doğaya hâkim olmaları ve bilime dayalı üretimi geleceklerini kurmakta görevli dişli bir çark olarak benimsemeleri ile doğanın baş düşmanı olan sanayiyi de yaratmış oldular. “Sanayi Devrimi’nden önce, insanın doğayla barışık olduğu dönemde, çevre kirliliğine yol açan etmenler genelde ya savaşlar ya da nüfusun bir noktada aşırı yığılması olmuştu. Sanayi Devrimi’nin çevreye karşı olumsuz etkileri, öncelikle sanayinin ve nüfusun yoğun olarak bulunduğu bölgelerde kendini göstermeye başladı. Artık insanoğlu o güne değin görmediği kimi olayları yaşamak, karşılaşmadığı kimi sorunlarla uğraşmak zorunda kalacaktı
Bilimin tetiklediği sanayi devriminin hediyesi olan endüstrileşme, tarımsal üretime yönelik teknolojilerin gelişimi, kentleşmenin ve artan nüfusun olumsuz etkileri etkisini çevre üzerinde, özellikle de su kaynakları üzerinde göstermiştir. Sistemin devamı için temel gereksinim maddesi olan temiz su kaynaklarına ulaşım ise gün geçtikçe hayati bir konuma gelmiştir. Bu noktada önemli ve değer biçilemeyen bir kaynak olarak yeraltısuları ön plana çıkmaktadır. Ancak bu kaynaklar, önemini arttıran etkenler nedeniyle, bir taraftan da tehlike altındadır. Yerüstü sularını tehdit eden unsurlar, yapılan araştırmalara göre yeraltısuları için de birer tehdit unsuru oluşturmaktadır. Tarımsal, kentsel ve endüstriyel kirliliğin etkileri her geçen gün kendisini bu gizli kaynaklar üzerinde göstermektedir.
Ayrıca ülke olarak su zengini olmayan ülkeler sınıfında yer almaktayız. Bu ülkede yaşayan her vatandaşın yeraltı suyu hakkında gerekli bilgi ve donanıma sahip olması ve ona göre hareket etmesi gerekmektedir. Biz Trakya sondaj olarak bu bilince sahibiz ve bildiğimiz bu doğrularla çalışmalarımızı sürdürecek, gerekli özeni göstereceğiz.

 

Saygılarımızla.

TRAKYA SONDAJ.